MGK Genel Sekreterliği Bütçe Konuşması

MGK Genel Sekreterliği Bütçe Konuşması

TBMM Başkanlık Divanı Üyesi ve Ankara Milletvekili Fatih Şahin, 2013 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı üzerinde Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği bütçesi hakkında konuştu.

 

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri,

Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2013 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı üzerinde AK Parti Grubu adına söz almış bulunmaktayım.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Milli Güvenlik Kurulu türü yapılar ile milli güvenlik kavramı daha çok 2. Dünya Savaşı’ndan sonra soğuk savaş döneminde NATO üyesi ülkelerde yeni savunma ve güvenlik konseptine uygun olarak üretilmiş kavram ve kurumlardır. Soğuk savaş döneminin ürünü olan bu kavram ve kurumlar Türkiye’de daha farklı ve özgün bir tarihi arka plana sahiptir.

1949’da “Milli Savunma Yüksek Kurulu” adı altında asker-sivil karmasından oluşan bir kurul kurulmuşsa da 1960’a kadar etkin bir şekilde kullanılmadığı ve sivil siyaset üzerinde etkili olmadığı görülmektedir.

27 Mayıs darbesini yapanlar, siyasal iktidarı halka devretmek zorunda kalmışlar, bunu yaparken de “iktidar da olmasak da iktidarı nasıl kullanırız” düşüncesiyle MGK’yı anayasal sisteme dâhil etmişlerdir.

Gerek anayasa ve yasalarda milli güvenlik kavramının çok muğlak ve geniş yorumlamaya açık olarak yer alması, gerekse MGK’nın yapısı ve bileşimi, kurulun fiili bir yürütme organı olması sonucunu doğurmuştur. Üye kompozisyonuyla, teşkilatıyla, teşkilat kanunuyla ve ilgilendiği konularla birlikte değerlendirdiğimizde Türkiye’de bir dönem fiili iktidarın Milli Güvenlik Kurulu’nda olduğunu söylemek mümkündür. Limanların korunmasından, başörtüsünün nasıl takılacağına değin her alanda söz söyleyen ve karar alan bu kurul; vesayet sisteminin ve bürokratik oligarşinin en somut göstergesi olarak öne çıkmıştır.

Normal şartlar altında ülke savunması ve güvenliğin temini amacıyla asker ve sivil bürokratların siyasal iktidarlara danışmanlık yapması gerekir. Fakat bizde milli güvenlik kavramı, siyaset alanını daraltan, sivil siyaseti tamamen kuşatan hatta siyasete tamamen rakip bir alan olarak tasarlanmıştır.

Milli güvenlik kurulu ise bu anlamda bazen Meclis’e direktif veren fiili yasama organı bazen de bakanlar kurulu üstü bir vesayet mercii olarak öne çıkmıştır.

28 Şubat süreci, bürokratik oligarşinin MGK aracılığıyla sivil siyasete yaptığı müdahalelerin en açık örneği olmuştur. Bakanlar Kurulu’na karar dayatan, Meclis’e kanun taslağı dayatan ve gerekirse Bakanlar Kurulu’nu istifaya zorlayarak yeni hükümetler kurdurtan bu yapı bazen Meclis’in ve çoğunlukla da Bakanlar Kurulu’nun görev ve yetkilerini gasp etmiştir.

Bu ülkede çok uzun yıllar iktidarın fiilen Milli Güvenlik Kurulu’nda temerküz ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır.

AK Parti iktidarları döneminde yapılan mevzuat değişiklikleri neticesinde; MGK’nın kompozisyonu değişmiş ve sivil ağırlıklı hale gelmiştir. Teşkilat ve kurulun icrai yetkileri kaldırılmış, ülke çapında örgütlemesinin önüne geçilmiş ve gerçek bir danışma organına dönüştürülmesi için gerekli olan şartlar hazırlanmıştır.

Böylece kurul temsili demokrasinin ruhuna uygun olarak bir danışma ve istişare organına dönüştürülmüştür.

Artık MGK ve MGK Genel Sekreterliği, halktan oy almadan iktidar olmanın aracı değildirler. Artık bunlar birilerinin fikriyatının iktidarda sürekli kalmasının teminatı da değildirler.

Bu organlar ve teşkilatlar, bütün medeni dünya da olduğu gibi halka karşı sorumlu olan siyasal iktidarın emrinde ve denetimindedirler.

Demokrasilerde siyasal iktidarların asker ve sivil bürokratların ve uzmanların fikirlerinden yararlanması ve karar alıcıların karar alma aşamasında gerekli ve yeterli bilgi ile donatılmaları zorunlu bir husustur.

Bu bağlamda anayasal olarak milli güvenliği sağlamakla sorumlu ve yetkili olan Bakanlar Kurulu’nun emrinde gerekli bilgileri toplamak ve üretmekle görevli bir organın olması kaçınılmazdır.

Bu anlamda Milli Güvenlik Kurulu demokrasi için gerekli ve yararlı bir kurumdur. Fakat temsili demokrasinin lafzına ve ruhuna uygun davranmak şartıyla. Yani gerçek manada bir istişare organı olması ve siyasal iktidarın kendine verdiği direktif ve talimatlara göre gerekli bilgileri üretmesi şartıyla.

Bugün Milli Güvenlik Kurulu artık çok şükür bu duruma yaklaşmıştır. Yani Bakanlar Kurulu’nun üstünde ve Meclis’in karşısında değil, millet iradesinin emrinde çalışmaktadır.

Bu nedenlerle AK Parti Grubu olarak Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği 2013 Mali Yılı Bütçe Yasa Tasarısı lehinde oy kullanmayı uygun görmekteyiz.

Teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.

Konuşmanın Videosu için Tıklayınız…